Eğitim alanındaki gelişmelerin yanı sıra, son günlerde Merdan ve Necati’nin casusluk iddialarıyla gündeme gelmesi hayli dikkat çekici. Uzun yıllardır tanıdığım Merdan’ın casuslukla suçlandığını duyduğumda inanamamıştım. Necati Özkan ise, uluslararası siyasi danışmanlık camiasında tanınan biri. İstanbul seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun kampanya direktörü olarak görev yapmıştı. Peki, böyle bir durumda, nasıl olur da casusluk yapmayı düşünebilir?
Silivri’de yargılanacaklarını ve casuslukla suçlandıklarını biliyorum. Ancak, iddianamenin içeriği o kadar absürt ve komik ki, bunun üzerine ciddi bir analiz yapmak dahi zor. Yazmak istediğim asıl konu, günümüz Adalet Bakanı Akın Gürlek ve bu davaya bakan hakimlerin iç dünyası. Onların zihniyetini anlamak neredeyse imkansız. Belki de bu davanın arkasında yatan nedenleri anlamak, kendi hayat deneyimlerimizle mümkün olabilir. Acaba bu hakimler, davanın saçmalığını göremeyecek kadar naif mi, yoksa “üst kademeden gelen taleplere” boyun eğen kişiler mi?
Bu düşüncelerle, FETÖ dönemindeki Askeri Casusluk davasını hatırlıyorum. O dönemde CNNTÜRK’te çalışıyordum ve davayı anlatırken kendimden geçiyordum. Suçlananlar, devletin gizli bilgilerini casusluk amacıyla satmakla itham ediliyordu. Ancak mahkeme süreci başladığında, bu bilgilerin internet üzerinden kolayca bulunabildiği ortaya çıktı. Özellikle, bir zanlının cebinde bulunan bir kağıt parçasındaki “talimatlar” oldukça komikti. Genç subayların nasıl bilgi sızdıracağına dair adım adım talimatlar verilmişti. Bu durumu düşündüğümde, gülmemek elde değil. Ancak, bu durumun ardında yatan acı gerçeği görünce gülümsemek mümkün olmuyor. Suçlananların cezaevinde çektiği çile akla geliyor.
Bugün de gülümsemeyeceğiz. Çünkü bu iddiaların arkasında, Merdan’ın Tele 1’i kaybetmesi ve Necati ile İmamoğlu’na yönelik suçlamaların, “İstanbul seçimleri hileyle kazanıldı” söylemini desteklemek için ortaya atıldığını biliyoruz. İddiaların merkezinde, İstanbul seçimleri öncesinde kapı kapı dolaşarak iş yapmaya çalışan Hüseyin Gün bulunuyor. Necati, seçimlerden birkaç hafta önce bu kişiyle görüşme fırsatı bulabilmiş. Merdan ise Hüseyin Gün’ün manevi annesi olarak bilinen Seher Alaçam ile bir kez görüşüp fotoğraf çektirmiş. Hüseyin Gün’ün fotoğraf merakı da bu durumu iyice komik kılıyor.
Necati Özkan’ın “HUKUK AKLININ KAYBEDİLDİĞİ BİR DAVA” diyerek tanımladığı bu casusluk davasının, belki de ileride bir film konusu olacağı umut ediliyor. Ülke olarak bu durumu izlemek ve bir gün geride kalanlara gülmek dileğiyle. Sabırlı olun, sevgili dostlar. Zaman her şeyi gösterecektir!